Translation of "Atteindre" in Turkish

0.006 sec.

Examples of using "Atteindre" in a sentence and their turkish translations:

Pour atteindre les mêmes résultats ?

nasıl başarılı olabilirdi?

Et à atteindre le rivage.

Böylece sahile çıkabilirler.

- J'aimerais vous aider à atteindre vos objectifs.
- J'aimerais t'aider à atteindre tes objectifs.

Senin hedeflerine ulaşmana yardım etmek istiyorum.

- Nous voulons atteindre un public plus large.
- Nous voulons atteindre un public plus étendu.

Biz daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmak istiyoruz.

- Tu devrais prévoir une heure pour atteindre l'aéroport.
- Vous devriez prévoir une heure pour atteindre l'aéroport.
- Tu devrais compter une heure pour atteindre l'aéroport.
- Vous devriez compter une heure pour atteindre l'aéroport.

Havaalanına gitmek için bir saat izin vermelisin.

Je dois vite atteindre la rive.

Hızlıca kıyıya çıkmalıyım.

La vitesse peut atteindre 1000 kilomètres

hızı 1000 kilometreye ulaşabiliyor

Son poids peut atteindre 60 tonnes

ağırlığı 60 tonu bulabiliyor

Il finit par atteindre son but.

Amacına ulaştı.

Je peux atteindre le dessous... pour l'allumer !

Alt kısma ulaşabilirsem... Oradan yakacağım!

Ils l'ont aidé à atteindre le Canada.

Ona Kanada'ya ulaşması için yardım ettiler.

Comment atteindre Boston le plus rapidement possible?

Boston'a en kısa yoldan nasıl ulaşılır?

Il travaille dur pour atteindre son but.

Amacına ulaşmak için çok çalışıyor.

Je n'arrive pas à atteindre le plafond.

Tavana ulaşamıyorum.

Quel but voulez-vous atteindre dans Tatoeba ?

Tatoeba'da hangi amaca ulaşmak istiyorsunuz?

Merci de m'aider à atteindre mes objectifs.

Hedeflerime ulaşmam için bana yardım ettiğiniz için teşekkür ederim.

atteindre ce bonheur stable que nous voulons tous.

ulaşmamız o kadar zor olur.

Et construire des bâtiments pour atteindre cette beauté

Ve bu güzellik için binalar yapmak,

Seulement 300 ans pour atteindre le nuage d'Oort

Oort bulutuna ise sadece 300 yıl kaldı ulaşmasına

Nous devons atteindre notre objectif à tout prix.

Ne pahasına olursa olsun amacımıza ulaşmalıyız.

Il m'a fallu deux heures pour atteindre Yokohama.

Yokohama'ya erişmek iki saatimi aldı.

Il était trop petit pour atteindre les raisins.

Üzümlere ulaşamayacak kadar kısaydı.

Ils auront du mal à atteindre leur objectif.

Onlar hedeflerine ulaşmakta zorluk yaşadılar.

Le train devrait atteindre Osaka à 10 heures.

Tren Osaka'ya 10 saatte varmalı.

Je ne peux pas atteindre l'étagère du haut.

Üst rafa ulaşamıyorum.

Le train devait atteindre Paris à 8 heures.

Tren Paris'e 8 saatte varmalı.

Elle est trop petite pour atteindre le sommet.

- O,tepeye ulaşamayacak kadar çok kısadır
- O, tepeye ulaşamayacak kadar çok kısa.

Pour arriver à atteindre le meilleur résultat pour nous.

genel bir tartışma ve farkındalık yaratmamıza yardım edecektir.

La température à la surface pouvant atteindre 63 degrés,

Yüzeydeki sıcaklık 62 dereceye ulaşabiliyor.

De là, la voie est libre pour atteindre l'océan.

Oradan da okyanusa ulaşmak için açık bir yolu var.

Ce sentier peut même atteindre des millions de kilomètres

bu iz milyonlarca km uzunluğa bile ulaşabiliyor

J'ai réussi à atteindre le sommet de la montagne.

Dağın tepesine ulaşmayı başardım.

Armstrong fut le premier homme à atteindre la lune.

Armstrong aya ulaşan ilk insandı.

Il fit des efforts désespérés pour atteindre le rivage.

O, kıyıya ulaşmak için aşırı derecede çaba sarf etti.

Ils finirent par atteindre le sommet de la montagne.

- Sonunda dağın tepesine ulaştılar.
- Nihayet dağın zirvesine vardılar.

L'abolition de l'esclavage en Europe finit par atteindre l'Amérique.

Avrupa'da köleliğin kaldırılması, sonunda Amerika'ya ulaştı.

Je n'arrive pas à atteindre cette boîte de tomates.

- Bu domates konservesine ulaşamıyorum.
- O domates konservesine erişemiyorum.

Je suis trop petit pour atteindre l'étagère du haut.

Üst rafa ulaşamayacak kadar çok kısayım.

Tom était trop petit pour atteindre l'étagère du haut.

Tom üst rafa yetişmek için çok kısaydı.

C'est le plus dur. Si je peux atteindre le sommet...

Önemli olan şey, şuraya ulaşabilmem.

Je voulais savoir comment nous pouvions atteindre notre potentiel illimité.

Sınırsız potansiyelimize nasıl erişebileceğimizi bilmek istedim.

Parce que ce signal mettrait 20 minutes à atteindre Mars.

çünkü sinyalin Mars'a ulaşması 20 dakika sürebilir.

Il est trop petit pour atteindre le livre sur l'étagère.

Raftaki kitaba ulaşamayacak kadar çok kısa.

Il faut toujours faire des efforts pour atteindre son but.

Amaçlarımıza ulaşmak için her zaman çaba harcamak zorundayız.

Nous espérons atteindre le sommet avant qu'il ne fasse sombre.

Hava kararmadan zirveye ulaşmayı umuyoruz.

Comme nous avons atteint Berlin, nous allons atteindre New York.

Berline vardık.Daha sonra Newyork' gideceğiz.

Combien de temps faut-il pour atteindre Vienne à pied ?

Vienna'ya yürüyerek varmak ne kadar sürer?

Pour atteindre son but, Tom a remué ciel et terre.

Tom, amacına ulaşmak için her yolu denedi.

Le pourcentage de personnes dites seules a doublé pour atteindre 40 %.

yalnız olduğu bilgisini veren insanların oranı iki kat artarak %40'a çıktı.

Ou trouve-t-elle une voie pour atteindre les océans mondiaux ?

Küresel okyanusa ulaşmanın bir yolunu bulabilir?

Malheureusement, nous ne pouvons pas atteindre les preuves étayant ces affirmations.

Bu iddiaları destekleyici delillere maalesef ulaşamıyoruz

Mais si vous payez Google, vous pouvez facilement atteindre les gens.

Fakat siz Google'a para öderseniz insanlara kolaylıkla ulaştırabilirsiniz.

Tom grimpa sur une chaise pour atteindre la plus haute étagère.

Tom en üst rafa ulaşmak için bir sandalyeye çıktı.

Penses-tu que Tom va atteindre le sommet de la montagne ?

Tom'un dağın tepesine ulaşacağını mı düşünüyorsun?

Je dois vite atteindre la rive. Cette aventure ne fait que commencer.

Hızlıca kıyıya çıkmalıyım. Macera daha yeni başlıyor.

Le plus dangereux, c'est la chaleur, qui peut atteindre jusqu'à 63 degrés.

Ama sıcaklık cidden öldürücü. 62 dereceye ulaşabiliyor

J'espère qu'ils n'auront pas recours à la violence pour atteindre leurs buts.

Hedeflerine ulaşmak için şiddete başvurmayacaklarını umuyorum.

Je suis monté sur une chaise pour pouvoir atteindre l'étagère du haut.

Bir sandalyeye çıktım böylece üst rafa ulaşabildim.

Je pense pouvoir atteindre la branche si vous me donnez une impulsion.

Beni yukarıya itersen dala ulaşabileceğimi düşünüyorum.

Même si cela vous prend trois ans, vous devez atteindre votre but.

Üç yıl sürse bile, amacınızı gerçekleştirmelisiniz.

- Il travaillait dur pour atteindre son but.
- Il travaillait dur pour parvenir à son but.
- Il travailla dur pour atteindre son but.
- Il travailla dur pour parvenir à son but.

Amacına ulaşmak için sıkı çalıştı.

Nous sommes arrivés à la conclusion que l'entraide était essentiel pour atteindre ce but.

Biz hedefe ulaşmak için karşılıklı yardımın gerekli olduğu sonucuna vardık.

Je ne parviens pas à atteindre les choses qui se trouvent sur l'étagère supérieure.

Üst raftaki şeylere ulaşamıyorum

Si tu veux atteindre le placard du haut tu dois monter sur un tabouret.

Taburenin üstünde durursan, dolabın tepesine yetişebilirsin.

Avant de pouvoir atteindre le Danube, les Ottomans furent interceptés par la cavalerie de Vlad.

Tuna'ya ulaşmadan önce Vlad'ın saldırısına uğrarlar

Pour les atteindre, de l'autre côté de la baie, elles doivent traverser un chenal profond.

Körfezin ucundaki balıklara erişmek için... ...derin bir kanal geçmeleri gerek.

«Je crois que cette nation devrait s'engager à atteindre l'objectif, avant la fin de cette

olduğunu biliyordu . "Bu ulusun, bu on yıl bitmeden bir adamı Ay'a indirip onu güvenli bir şekilde Dünya'ya geri

Sa conception obligera tout attaquant à surmonter des couches successives de défense solide pour atteindre

Tasarımı, bir saldırganı son kaleye ulaşması için, üst üste sağlam

- Nous avons encore plus de la moitié du chemin à parcourir pour atteindre le sommet. Es-tu vraiment déjà fatigué ?
- Nous avons encore plus de la moitié du chemin à parcourir pour atteindre le sommet. Êtes-vous vraiment déjà fatiguée ?
- Nous avons encore plus de la moitié du chemin à parcourir pour atteindre le sommet. Êtes-vous vraiment déjà fatiguées ?
- Nous avons encore plus de la moitié du chemin à parcourir pour atteindre le sommet. Êtes-vous vraiment déjà fatigués ?

Dağın zirvesine varmak için hâlâ yarıdan fazla gidecek yolumuz var. Gerçekten çok yorgun musunuz?

Visant à détruire les têtes de pont que les Ottomans utilisaient pour traverser le Danube pour atteindre la Valachie,

Osmanlıların Eflak'a geçmek için kullandığı köprüleri yok etmeyi amaçlayan Vlad'ın Ordusu,

Je ne peux pas changer la direction du vent, mais je peux ajuster mes voiles pour toujours atteindre ma destination.

- Rüzgarın yönünü değiştiremem ama gidilecek yere ulaşmak için her zaman yelkenlerimi ayarlayabilirim.
- Ben rüzgarın yönünü değiştiremem, ama her zaman benim hedefe ulaşmak için benim yelkenleri ayarlayabilirim.