Translation of "Llueve" in Turkish

0.023 sec.

Examples of using "Llueve" in a sentence and their turkish translations:

Llueve.

Yağmur yağıyor.

Llueve allá.

Orada yağmur yağar.

Llueve mucho.

Çok yağmur yağıyor.

Apenas llueve.

Çok az yağmur yağıyor.

Todavía llueve.

Hâlâ yağmur yağıyor.

Hoy llueve.

Hava bugün yağmurlu.

- Aquí no llueve casi nunca.
- Apenas llueve allí.

Orada neredeyse hiç yağmur yağmaz.

- Llueve a cántaros.
- Llueve como vaca que orina.

Sanki gök delindi.

- Aquí no llueve mucho.
- Aquí no llueve demasiado.

Burada çok fazla yağmur yağmaz.

- Llueve.
- Está lloviendo.

Yağmur yağıyor.

Si no llueve.

Yağmur yağmazsa.

Llueve a cántaros.

- Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor.
- Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.

Llueve sin cesar.

Kesintisiz yağmur yağıyor.

Llámame si llueve.

Yağmur yağarsa beni ara.

Difícilmente llueve acá.

Burada neredeyse hiç yağmur yağmaz.

Si llueve, llámame.

Yağmur yağarsa, beni ara.

Ya no llueve.

Artık yağmur yağmıyor.

No llueve nada.

Hiç yağmur yağmaz.

- Esta noche llueve enérgicamente.
- Esta noche llueve a cántaros.

Bu gece şiddetli yağmur yağıyor.

- Está lloviendo a cántaros.
- Llueve a cántaros.
- Llueve a mares.

- Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor.
- Sağanak şeklinde yağmur yağıyor.
- Şakır şakır yağmur yağıyor.
- Fena yağmur yağıyor.
- Tufan gibi yağmur yağıyor.
- Gök delinmiş gibi yağmur yağıyor.

- Si llueve, llámame por favor.
- Por favor, llámeme si llueve.

Yağmur yağarsa, lütfen beni arayın.

- Me quedaré si llueve.
- Me voy a quedar si llueve.

Eğer yağmur yağarsa kalacağım.

- Está lloviendo a cántaros.
- Llueve a cántaros.
- Llueve un chingo.

- Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor.
- Şakır şakır yağmur yağıyor.
- Fena yağmur yağıyor.
- Tufan gibi yağmur yağıyor.
- Gök delinmiş gibi yağmur yağıyor.

- Aquí llueve mucho en primavera.
- En primavera aquí llueve mucho.

İlkbaharda burada çok yağmur yağar.

Si no llueve, salgamos.

Yağmur yağmazsa, dışarı gidelim.

¿Qué haremos si llueve?

Ya yağmur yağarsa ne yaparız.

Llueve ahora a cántaros.

Şimdi şiddetli yağmur yağıyor.

¿Llueve mucho en Alemania?

Almanya'da çok yağmur yağar mı?

Aquí llueve con frecuencia.

Burada sık sık yağmur yağar.

De fijo llueve hoy.

Bugün kesinlikle yağmur yağacak.

Me quedaré si llueve.

Eğer yağmur yağarsa kalacağım.

Llueve todo el tiempo.

Her zaman yağmur yağıyor.

Llueve mucho en junio.

Haziranda çok yağmur yağar.

En Okinawa llueve mucho.

Okinawa'ya çok yağmur yağar.

Cada vez llueve más.

Her seferinde daha fazla yağmur yağıyor.

¿Qué harás si llueve?

Yağmur yağarsa ne yaparsın?

Llueve desde el jueves pasado.

Geçen perşembeden beri yağmur yağıyor.

Por favor, llámeme si llueve.

Yağmur yağarsa, lütfen beni arayın.

Si llueve mañana, no iré.

Yarın yağmur yağarsa, gitmeyeceğim.

Él no vendrá si llueve.

- Eğer yağmur yağarsa, o gelmez.
- Eğer yağmur yağarsa o gelmeyecek.

Últimamente llueve todo el tiempo.

Son zamanlarda sürekli yağmur yağıyor.

Aquí llueve mucho en verano.

Yazın burada çok yağmur yağar.

No me esperes si llueve.

Yağmur yağıyorsa beni beklemeyin.

Llueve suavemente sobre la ciudad.

- Yağmur şehrin üzerine usul usul dökülüyor.
- Yağmur şehre usul usul yağıyor.

Si llueve pospondré mi partida.

Yağmur yağarsa gidişimi ertelerim.

Supón que llueve ¿Que hacemos?

Diyelim ki yağmur yağdı, ne yapacağız?

Incluso si llueve, yo empezaré.

Yağmur yağsa bile, başlayacağım.

Llueve a principios de otoño.

Sonbaharın başlarında yağmur yağar.

- Si llueve mañana, me quedaré en casa.
- Si llueve mañana, me quedo en casa.

- Yarın yağmur yağarsa evde kalacağım.
- Yarın yağmur yağarsa, evde kalacağım.

En febrero llueve bastante en Brasil.

Şubatta Brezilya'da bol yağış olur.

Hace dos meses que no llueve.

İki aydır yağmur yağmadı.

En junio, llueve día tras día.

Haziranda her gün yağmur yağar.

Nuestras calles se inundan cuando llueve.

Yağmur yağdığında sokakları sel bastı.

Si mañana llueve ella no vendrá.

Yarın yağmur yağarsa, o buraya gelmez.

No me gusta salir cuando llueve.

- Yağmur yağarken dışarı çıkmayı sevmem.
- Yağmur yağıyorken dışarı çıkmayı sevmem.

Si mañana llueve, iremos en coche.

Yarın yağmur yağarsa, oraya araba ile gideriz.

Espere un momento, llueve a cántaros.

Bir süreliğine bekle bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.

A lo mejor mañana no llueve.

Belki yarın yağmur yağmayacak.

Si llueve, me quedaré en casa.

Yağmur yağarsa evde kalacağım.

Cuando llueve, ella coge el autobús.

Yağmur yağdığında, otobüse biner.

¿Qué tan a menudo llueve aquí?

Burada ne sıklıkta yağmur yağar?

Si llueve, esta noche no salgo.

Yağmur yağıyorsa bu gece dışarı çıkmam.

Cuando llueve, ella se siente triste.

Yağmur yağdığında, o hüzünlenir.

Si llueve, el juego se suspenderá.

Yağmur yağarsa maç ertelenecek.

Si llueve, la excursión será cancelada.

Eğer yağmur yağarsa,gezi iptal edilecek.

Casi nunca llueve en esta región.

Bölgede neredeyse hiç yağmur yağmaz.

Evita cruzar esta calle cuando llueve.

Yağmur yağarken bu caddeyi geçmekten kaçının.

En Japón llueve mucho en junio.

Japonya'da haziran ayında çok yağmur yağar.

- ¿Dónde está la lluvia?
- ¿Dónde llueve?

Yağmur nerede?

¿Qué vas a hacer si llueve?

Yağmur yağarsa ne yapacaksın?

Aquí no llueve muy a menudo.

Burada çok sık yağmur yağmaz.

Si llueve nos quedaremos en casa.

Yağmur yağarsa evde kalırız.

- Paseo todos los días, excepto cuando llueve.
- Doy un paseo todos los días, excepto cuando llueve.

Yağmur yağdığı zaman hariç her gün yürürüm.

Tom tiene que ir, incluso si llueve.

Yağmur yağsa bile Tom gitmek zorundadır.

Él jugará al golf incluso si llueve.

Yağmur yağsa bile golf oynayacak.

En febrero llueve mucho aquí en Brasil.

Brezilya'da burada şubat ayında çok yağmur yağar.

Si llueve mañana, me quedaré en casa.

- Yarın yağmur yağarsa, ben sadece evde kalacağım.
- Yarın yağmur yağarsa evde kalacağım.

Paseo todos los días, excepto cuando llueve.

Yağmur yağdığı zamanlar dışında her gün yürüyüşe çıkıyorum.

Hoy se supone que llueve, ¿o no?

Bugün yağmur yağması gerekiyor, değil mi?

El techo gotea cada vez que llueve.

Her yağmur yağışında çatı sızar.

¿Qué tan a menudo llueve en Boston?

Boston'da ne sıklıkta yağmur yağar?