Translation of "Que" in Turkish

0.051 sec.

Examples of using "Que" in a sentence and their turkish translations:

- Sabes que tengo que ir.
- Sabes que me tengo que ir.
- Saben que me tengo que ir.

Gitmem gerektiğini biliyorsun.

Que sabes por que

Nedeni ne biliyormusunuz?

- Te tengo que decir que no.
- Tengo que decirte que no.

Sana hayır demeliyim.

Deja que Tom decida que tienes que hacer.

Ne yapmanız gerektiğine Tom karar versin.

Creo que tengo algo que puede que quieras.

Sanırım senin isteyebileceğin bir şeye sahibim.

Quiero que hagas lo que tenés que hacer.

Ne yapman gerekiyorsa yapmanı istiyorum.

Creo que sabes lo que tienes que hacer.

Bence ne yapman gerektiğini biliyorsun.

Creo que es lo que hay que hacer.

Sanırım bu yapmak için doğru şey.

- Tienes que regresar.
- Tienes que volver.
- Tienen que volver.
- Tienen que regresar.

- Dönmelisin.
- Geri dönmelisin.

Quiero que les digas que no hice lo que dices que hice.

Yaptığımı söylediğin şeyi yapmadığımı onlara söylemeni istiyorum.

- Oye lo que tengo que decir.
- Oigan lo que tengo que decir.

Söylemek zorunda olduğum şeye kulak ver.

Así que hay que arriesgarse.

o yüzden şansınızı deneyin.

Así que supongo que hoy

yani bu gün sanırım

Tenemos que cuidarlo, que impulsarlo.

Bizim ortalığı ayağa kaldırmaya ihtiyacımız var.

Supongo que tendré que meditarlo.

Sanırım bunu düşünmek zorunda kalacağım.

Sabía que tenía que venir.

Gelmek zorunda olduğumu biliyordum.

Dijo que temía que lloviera.

O yağışlı olacağından korktuğunu söyledi.

Supón que llueve ¿Que hacemos?

Diyelim ki yağmur yağdı, ne yapacağız?

Sentimos que tengas que irte.

Gitmek zorunda olduğunuz için üzgünüz.

Sabía que tenía que hacerlo.

Bunu yapmak zorunda olduğumu biliyordum.

que uno que los conociera pensaría que son mujeres.

erkek olduğunu bilmeyene kadın olduğunu inandırabilirdiniz.

Creo que esto es lo que tienes que hacer.

Sizin de yapmanız gereken şey bence bu

Algo que hay que tomar en cuenta es que,

Önemli bir husus,

- Recuerda que debes morir.
- Acordate que tenés que morir.

Ölmek zorunda olduğunu unutma.

No quiero que Tom crea que tiene que protegerme.

Tom'un beni korumak zorunda olduğunu düşünmesini istemiyorum.

Así que, ¿qué es lo que quieres que haga?

Peki yapmamı istediğin şey nedir?

Quiero que Tom entienda lo que hay que hacer.

Tom'un ne yapılması gerektiğini anlamasını istiyorum.

Quiero que todos oigan lo que tengo que decir.

Söylemek zorunda olduğum şeyi herkesin duymasını istiyorum.

Es gracias a ti que creo que quiero que sepas a que pertenezco.

Sana ait olduğumu bilmeni isterim.

- Es un riesgo que tenemos que tomar.
- Es un riesgo que tenemos que asumir.
- Es un riesgo que tenemos que correr.

Almak zorunda olmamız bir risk.

- Sé que sabes que lo sé.
- Yo sé que vos sabés que yo sé.

- Benim bildiğimi bildiğini biliyorum.
- Bildiğimi bildiğini biliyorum.

- Pienso que lo que dices es verdad.
- Creo que lo que dices es cierto.

Sanırım söylediğin doğru.

- Creo que no podemos decir que no.
- Supongo que no podemos decir que no.

Sanırım biz hayır diyemeyiz.

- Odio tener que aparentar que me interesa.
- Detesto tener que aparentar que me interesa.

İlgileniyormuşum gibi davranmaktan nefret ediyorum.

- Sé que no quieres que pase esto.
- Sé que no querías que pasara esto.

Bunun olmasını istemediğini biliyorum.

- Sé lo que ellos quieren que haga.
- Sé lo que ellas quieren que haga.

Onların ne yapmamı istediklerini biliyorum.

- Creo que será mejor que se vaya.
- Creo que será mejor que te vayas.

Bence gitsen iyi olur.

Te sugiero que esperes a que Tom te diga lo que tienes que hacer.

Tom size ne yapacağınızı söyleyinceye kadar beklemenizi öneririm.

- Sé que lo que hice era incorrecto.
- Sé que lo que hice fue incorrecto.

Yaptığımın doğru olmadığını biliyorum.

- ¿Hay algo más que quieres que haga?
- ¿Hay algo más que quieras que haga?

Yapmamı istediğin başka bir şey var mı?

- Esto es lo que tienen que hacer.
- Esto es lo que tienes que hacer.

Yapmanız gereken budur.

- Sé que mentiste.
- Sé que mentisteis.
- Sé que usted mintió.
- Sé que ustedes mintieron.

- Yalan söylediğini biliyorum.
- Senin yalan söylediğini biliyorum.

- Creo que tal vez eso sea todo lo que tengas que hacer.
- Creo que tal vez eso sea todo lo que tenga que hacer.
- Creo que tal vez eso sea todo lo que tengáis que hacer.
- Creo que tal vez eso sea todo lo que tengan que hacer.

Sanırım belki de tek yapmak zorunda olduğun şey bu.

De que no hay que esperar que te paguen nada.

ödemelerini beklememek.

Es más importante lo que eres que lo que tienes.

Ne olduğun neye sahip olduğundan daha önemlidir.

Lo que haces es más importante que lo que dices.

Yaptığın söylediğinden daha önemlidir.

Quiero que Tom piense que es más listo que nosotros.

Tom'un onun bizden daha akıllı olduğunu düşünmesini istiyorum.

No quiero que me digan lo que tengo que hacer.

Ne yapacağımın söylenilmesini istemiyorum.

Pase lo que pase, quiero que sepas que te quiero.

Ne olursa olsun, seni sevdiğimi bilmeni istiyorum.

Quiero asegurarme de que eres lo que dices que eres.

Kim olduğunu söylediğin kişi olduğundan emin olmak istiyorum.

- Dije que alto.
- Dije que pararas.
- Dije que te detuvieras.

- Ben yeter artık dedim.
- Ben bu kadarı yeter dedim.

- Hagamos más que ayer.
- Tenemos que hacer más que ayer.

Dünden daha fazlasını yapmak zorundayız.

- Dije que era posible que lloviera.
- Dije que podría llover.

- Yağmur yağabileceğini düşündüm.
- Yağmur yağabileceğini söyledim.

- ¡Que te mejores!
- ¡Que te mejores pronto!
- ¡Que se mejore!

Geçmiş olsun!

que esta crisis requiere que crezcamos.

kendinizi geliştirme sorumluluğunu yükler.

Es que la gente que abandonaron

Daha önce kendilerinden vazgeçilen kişiler

Pero sabemos que tenemos que hacerlo,

Fakat bunu mümkün kılmamız gerektiğini biliyoruz,

Lo que hace que te preguntes:

Bu da sizi meraklandırıyor:

Así que hay que ser ingenioso.

Bu yüzden yaratıcı olmalısınız.

Es hora de que que dejar

İnsan olma durumunun

Pero pienso queque pueden.

ama ben yapabileceğinizi düşünüyorum.

Que entiendan lo que está pasando.

Neler olduğunu anlamalarını sağlamalılar.

Así que fue lo que hicimos.

Biz de tam olarak bunu yaptık.

Lo que tenemos que ver aquí

bizim burada asıl görmemiz gereken

Lo último que hay que hacer

Okyanusu temizlemek

Digamos que mienten lo que obtendrán

Diyelim ki yalan söylüyorlar ne elde edecekler

que decimos querer que nos muestren.

onları ayıplıyor ve sorunu kötüleştiriyoruz.

que dudo que ustedes puedan aprender,

Eğer cinsiyet değiştirmiş biri değilseniz

¿Hay algo que tenga que hacer?

Yapmam gereken bir şey var mı?

- Tengo que estudiar.
- Tengo que aprender.

Öğrenmek zorundayım.

- Espero que entiendas.
- Espero que comprendas.

Anladığını umuyorum.

Creo que tienes lo que necesito.

Sanırım ihtiyacım olan şey sende var.

Hizo lo que dijo que haría.

O, yapacağını söylediği gibi yaptı.

que sabes que lo sé.

Bildiğimi bildiğini biliyorum.

Haré lo que tenga que hacer.

Ben yapmam gerekeni yapacağım.

- ¡Tengo que verlo!
- ¡Tengo que verla!

Onu görmek zorundayım!

- Tenés que trabajar.
- Tienes que trabajar.

Çalışmalısın.

"¿Crees que vendrá?" "Espero que no."

"Sence gelecek mi?" "Umarım gelmez."

Él admitió que tuvo que mentir.

Yalan söylemek zorunda kaldığını itiraf etti.

- Tenés que parar.
- Tienes que parar.

Durmalısın.

Hay algo que tenés que saber.

Bilmen gereken bir şey var.

- Tienes que tranquilizarte.
- Tienes que calmarte.

Sakin olmalısın.

Haz lo que haya que hacer.

Ne yapılması gerekiyorsa yap.

Haz lo que tienes que hacer.

Yapman gerekeni yap.

Hay algo que tengo que hacer.

Yapmam gereken bir şey var.

Espero que Tom diga que no.

Tom'un hayır diyeceğini umuyorum.

Espero que Tom diga que sí.

Umarım Tom evet der.

Quería que supieras que llegaría tarde.

Geç kalacağımı sana bildirmek istedim.

Sabes lo que quiero que digas.

- Senin ne söylemeni istediğimi biliyorsun.
- Sizin ne söylemenizi istediğimi biliyorsunuz.

Creo que quieren que lo hagas.

Sanıyorum onlar bunu yapmanı istiyorlar.

Pensé que querías que te ayudara.

Sana yardım etmemi istediğini düşündüm.

Quería que Tom que viera primero.

Önce Tom'un beni görmesini istedim.

Hay algo que quiero que oigas.

Duymanı istediğim bir şey var.

Hay algo que quiero que sepas.

Bilmenizi istediğim bir şey var.

Quiero que sepas que te amo.

Seni sevdiğimi bilmeni istiyorum.

Hay algo que tengo que decir.

Söylemek zorunda olduğum bir şey var.

Quiero que sepas que estás perdonado.

Affedildiğini bilmeni istiyorum.

Es algo que tengo que hacer.

Bu yapmak zorunda olduğum bir şey.