Translation of "Die" in Turkish

0.028 sec.

Examples of using "Die" in a sentence and their turkish translations:

Die'.

Kanalı nasıl destekleyebileceğinizi öğrenmek, reklamsız erken

Die dingen komen die spleet in.

Köpek balıkları tam olarak kayanın dibine geldi.

- Die waterpijp lekt.
- Die waterleiding lekt.

Şu su borusu sızdırır.

- Doe die deur dicht!
- Sluit die deur!
- Doe die deur dicht.

O kapıyı kapat.

Die kikkereieren.

Yediğim kurbağa yumurtaları...

Van die vrede die van binnen komt.

tadını çıkarabilirsiniz.

die geweldige vrouw die we allemaal bewonderen.

bir alıntıyla başlamak istiyorum.

Al die tijd daar in die ziekenhuiskamer.

ne yaptığımı sordu.

Wie is die man die daar staat?

Şurada duran adam kim?

Wie is die vrouw die daar staat?

- Şurada duran kadın kim?
- Şurada dikilen kadın kim?

- Ken je die man?
- Kent u die man?
- Kennen jullie die man?

O adamı tanıyor musun?

die bestaat uit elektroden die emotionele reacties meten,

lojistik olarak imkansız hale geldiğinde

...de onorthodoxen die niet... Die hun hersenen gebruikten...

Düzene karşıydık. Kafamızı kullanıyorduk,

- Hoe is die leraar?
- Hoe is die lerares?

Bu öğretmen nasıl ?

- Wie is die kerel?
- Wie is die vent?

O adam kim?

- Die vind ik leuker.
- Die vind ik beter.

Onu daha çok seviyorum.

- Die kerel ergert mij.
- Die vent ergert mij.

O adam benim canımı sıkıyor.

die voedzamer zijn.

yetişkin mezgitleri tanımlıyor.

die spectaculaire achtergrond ...

arkadaki o muhteşem görüntü

Die bliksemsnelle aanvallen.

Şimşek gibi hızlı darbeler.

Die heten brandhaartjes.

Bunlara kaşındırma tüyleri denir.

...tegen die bendes...

örgütlenmeye başlamıştı.

Die planeet implodeerde.

O gezegen içeriye patladı.

Die hond sprong.

O köpek atladı.

Volg die auto.

O arabayı izleyin.

Leer die zinnen.

- Şu cümleleri öğrenin.
- O cümleleri öğren.
- O cümleleri öğrenin.

Leeft die slang?

Yılan yaşıyor mu?

Die zijn mooi.

Onlar güzel.

Kook die aardappelen.

Bu patatesleri kaynatın.

Die situatie verandert.

O durum değişiyor.

Die zijn gratis.

Bunlar ücretsiz.

Vanwaar die bezorgdheid?

- O endişe neden?
- Niye endişeleniyorsun ki?

Die emmer lekt.

O kova sızdırıyor.

Lucht die schoenen!

Şu ayakkabıları havalandır.

Werkt die klok?

O saat işliyor mu?

- Die vent is helemaal gestoord!
- Die kerel is knettergek!
- Die gozer is compleet geschift!
- Die vent is helemaal kierewiet!
- Die kerel is compleet getikt!
- Er zit een schroefje los bij die vent!

O adam tamamen deli!

Die is voor mensen die bekend zijn met verliezen.

Hayatta kaybetmeyi öğrenmiş kişiler içindir.

Ik was het niet die die tekst vertaald heeft.

Bu metni çeviren ben değildim.

- Ik heb die auto gekocht.
- Ik kocht die auto.

Ben şu arabayı satın aldım.

Die van mij is groter dan die van Tom

Benimki Tom'unkinden daha büyük.

- Haal die doos weg!
- Neem die doos hier vandaan!

O kutuyu götür!

- Die jongen rent.
- Die jongen is aan het rennen.

- O çocuk koşuyor.
- O oğlan koşuyor.

Wie is die man die voor het gebouw staat?

Binanın önünde duran adam kim?

- Wie is die dikke man?
- Wie is die dikzak?

Şu şişman adam kim?

- Tom draagt die handschoenen die je hem voor Kerstmis hebt gegeven.
- Tom draagt die handschoenen die u hem voor Kerstmis hebt gegeven.
- Tom draagt die handschoenen die jullie hem voor Kerstmis hebben gegeven.

Tom, Noel için verdiğiniz eldivenleri giyiyor.

En iemand die dit deed en iemand die dat deed.

bilirsin işte bu tip insanlar vardı.'' diye cevap veririz.

die geserveerd werd in kopjes die mijn ouders ook hebben.

ailemin de kullandığı kahve takımının aynısıyla servis yaptı.

Je hebt al die verschillende roofdieren die op haar jagen.

Onu avlayan bir sürü yırtıcı tür var.

- Ze ging in die richting.
- Ze ging die kant op.

O tarafa gitti.

- Hou op met die onzin!
- Schei uit met die onzin!

Kes saçmalamayı!

- Die jongen is erg slim.
- Die jongen is erg intelligent.

Şu çocuk çok akıllıdır.

- Niet op die knop drukken.
- Druk niet op die knop.

- O tuşa basma!
- O düğmeye basma.

- Die kerel spreekt met twee monden.
- Die kerel is dubbelhartig.

O adam ikiyüzlü.

En wie is die gast die naast de piano staat?

Ve piyanonun yanında duran bu konuk kim?

- Die dingen zijn niet van belang.
- Die dingen zijn irrelevant.

O şeyler ilgisiz.

- Mag ik die sinaasappel eten?
- Mag ik die appelsien opeten?

Bu portakalı yiyebilir miyim?

- Luister naar die prachtige wals.
- Luister naar die mooie wals.

O güzel valsı dinle.

Die is kneedbaar, bewerkbaar.

İşlenebilir. Çalışılabilir.

En die houding was:

Ve bu tavır,

die ik persoonlijk opvat,

benim için kişisel

die daarvoor nodig was.

O vesile olmuş.

die ongeveer hetzelfde doen.

hemen hemen 30'dan fazla balıkçı var.

die we slaapspoelen noemen.

bunlara uyku makarası diyoruz.

Die laatste vraag is,

Sorduğum son soru

die machtige krachten bevechten,

o kudretli güçlerle savaşacak,

Neem die gletsjer bijvoorbeeld.

Örneğin, şu buzulu ele alalım.

Ze bekeek die soldaat,

Askere baktı

...of die zonder tocht?

hava akımı olmayan tünel mi?

Die heeft het gehouden.

Beni taşıdı. Pekâlâ.

Zullen die haaien terugkomen?

Köpek balıkları tekrar gelecek mi?

Die doen we af.

Tamam, şimdi çıkaralım.

Waar komt die vandaan?

Bu nereden düştü?

Ofwel die kant op...

Ya bu taraftan gideceğiz

Al die technologische apparaten

elimizdeki bu cihazlar değil,

In die laatste tijd,

kapımıza dayandığında

...die amper kan zien.

...hareket edemeyecek kadar kör.

Maar onder die tranen

Ama gözyaşlarımın ötesinde

...bij al die bewegingen...

baskı uygulanmaya başlandı.

Die peer ruikt lekker.

Bu armut güzel kokuyor.

Die druiven smaken zuur.

Bu üzümlerin tadı ekşi.

Die boeken zijn nieuw.

Bu kitaplar yeni.

Die appels zijn lekker.

Bu elmaların tadı iyi.

Wie zijn die jongens?

Şu adamlar kimdir?

Die kat is bruin.

- Kedi kahverengi.
- Kedi kahverengidir.

Ik ken die meisjes.

Şu kızları tanıyorum.

Wie zijn die mensen?

- Şu kişiler kim?
- O insanlar kim?

Wie is die man?

- Bu adam kim?
- Bu adam kimdir?

Die bananen zijn heerlijk.

O muzlar lezzetli.

Ik wil die tas.

O çantayı istiyorum.

Ik wil die daar.

Onu istiyorum.

Hoeveel kost die broek?

Bu pantolon ne kadar?

Die man at brood.

Şu adam ekmek yedi.

Wanneer komt die aan?

O ne zaman varır?

Die appels zijn rot.

Bu elmalar çürümüş.

Die bloem ruikt sterk.

O çiçeğin güçlü bir kokusu var.

Die dingen zijn parasieten!

O şeyler parazitlerdir!