Examples of using "Vergaß" in a sentence and their turkish translations:
Tom unuttu.
Tom Mary hakkındaki her şeyi unuttu.
Tom zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştı.
Onun renklerini unuttum.
O adını unuttu.
O onun adını unuttu.
O, kapıyı kilitlemeyi unuttu.
"Unuttum." diye yanıtladı.
Çekmeceyi kilitlemeyi unuttum.
Ne yazmayı unuttum?
- O, arkadaşlarının tümünü unuttu.
- O, bütün arkadaşlarını unuttu.
Tom ışığı kapatmayı unuttu.
Tom ön kapıyı kilitlemeyi unuttu.
Tom kamerasını getirmeyi unuttu.
O, köpeğini beslemeyi unuttu.
Cerrah hastanın içinde bir şey unuttu.
Kapıyı kapatmayı unuttum.
Tom kapıyı kilitlemeyi unuttu.
Tom neredeyse yanına bir şemsiye almayı unutuyordu.
Tom köpeğini beslemeyi unuttu.
Anahtarı almayı unuttum.
- Ehliyetimi evde unuttum.
- Ehliyetimi evde bırakmışım.
- Ehliyetim evde kalmış.
Oraya gitme sözünü unuttu.
Büyükannem yine ilaçlarını almayı unutmuş.
Sana telefon numaramı vermeyi unuttum.
Biletçi biletimi zımbalamayı unuttu.
Annem salataya tuz eklemeyi unuttu.
O onun için bir hediye almayı unuttu.
Tom ellerini yıkamayı unuttu.
Köpeği beslemeyi unuttu.
Dün Bay Kinoshita gözlüklerini ofiste bıraktı.
Uyumadan önce televizyonu kapatmayı unuttum.
Tom, Mary'ye partiden bahsetmeyi unuttu.
Tom, Mary'ye John'un aradığını söylemeyi unuttu.
Tom köpeği beslemeyi unuttu.
Geçen ay onunla karşılaştığımı unuttum.
Süpermarkette almam gereken bir şey vardı fakat onu almayı unuttum.
Mektubu postalamadan önce pul yapıştırmayı unuttum.
O, onun için bir hediye almayı unuttu.
Ben sözümü unuttuğum zaman, o gerçekten öfkelendi.
Tom, Mary'nin adresini unuttu.
Köpeği beslemeyi unuttu.
Numarayı çevirmeden önce alıcıyı kaldırmayı unuttum.
O, ev ödevini getirmeyi unuttu, gözaltı cezası aldı.
Gece yarısında, vampir diyette olduğunu unuttu.
Lannes hiçbir zaman bir iyiliği unutmadı - o ve Victor sağlam arkadaşlar kaldı.
Konuşmasının bir bölümünü unuttu ve bir süre doğaçlama yapmak zorunda kaldı.
Belki o benim doğum günümü unuttu.
Tom neredeyse konferansı unuttu.
O, ışığı kapamayı unuttu.
Tom sarhoştu ve arabasını nereye koyduğunu unuttu.
Tom'a sormayı unuttum.
Depoyu kilitlemeyi unuttum.
Sanırım bir şey unuttum.
Tom annesini aramayı unuttu.
Tom vergilerini dosyalamayı unuttu.
O, daha sonra aramasını rica etti fakat o unuttu.
Neredeyse süt almayı unutuyordum.
Tom ona ne sormayı planladığını Mary'ye sormayı unuttu.
Annem salataya tuz eklemeyi unuttu.
Tom John'un ona sormasını istediği soruyu Mary'ye sormayı unuttu.
Tom Mary'ye bir şey söylemek için döndüğünde mikrofonu kapatmayı unuttu.
Ama aynı zamanda kinini de asla unutmadı, herkesin bildiği gibi kısa sürede kaynaştı ve bir hakareti algılamada hızlıydı.
O, o kadar kızgındı ki akşam yemeği yemeyi unuttu.