Translation of "Pars" in Turkish

0.128 sec.

Examples of using "Pars" in a sentence and their turkish translations:

- Quand pars-tu ?
- Quand pars-tu ?

Ne zaman gidiyorsun?

Pars courir. »

Koşuya çık" dedi.

Pars maintenant

burdan gidin buyun

Pars maintenant.

Şimdi çık.

- Tu pars quand ?
- À quelle heure pars-tu ?
- À quelle heure pars-tu ?

- Saat kaçta ayrılacaksın?
- Ne zaman ayrılacaksın?

Je pars maintenant.

Ben şimdi gidiyorum.

- Va-t'en.
- Pars.

Yürüyorsunuz.

Je pars aujourd'hui.

Bugün gidiyorum.

Aujourd'hui, je pars.

Bugün gidiyorum.

Tu pars bientôt ?

- Yakında ayrılıyor musun?
- Yakında gidiyor musunuz?

Je pars dimanche.

Pazar günü gidiyorum.

Je pars demain.

Yarın gidiyorum.

Pourquoi pars-tu ?

Neden gidiyorsun?

Je pars lundi.

Pazartesi günü gidiyorum.

Quand pars-tu ?

Ne zaman gidiyorsun?

- Tu pars demain ?
- Est-ce que tu pars demain ?

Yarın gidiyor musunuz?

- Je pars cet après-midi.
- Je pars cette après-midi.

Bu öğleden sonra gidiyorum.

- Je pars maintenant.
- Je me tire.
- J’y vais.
- Je pars.

- Ben gidiyorum.
- Gidiyorum.

Pars quand tu veux.

İstediğin zaman git.

- J'y vais.
- Je pars.

Gidiyorum.

- Pars demain.
- Partez demain.

Yarın git.

Je pars ce soir.

Bu akşam terk ediyor olacağım.

Je pars en voyage.

- Yolculuğa çıkıyorum.
- Seyahate çıkıyorum.

- Pars immédiatement !
- Partez immédiatement !

Derhal terk edin!

Oh, tu pars demain !

A, sen yarın uçuyorsun!

Je pars à l'étranger.

Yurt dışına çıkıyorum.

Je pars après-demain.

- Yarından sonraki gün ayrılıyorum.
- Yarından sonra ayrılacağım.

Je pars sans lui.

Onsuz gidiyorum.

Ne pars pas, reste ici.

Bir yere gitme, orada kal.

Je pars à quatre heures.

Ben dörtte gidiyorum.

Je pars pour Paris demain.

Yarın Paris'e hareket ediyorum.

Je pars dans trois jours.

Üç gün içinde gideceğim.

Je pars dans une heure.

Bir saat içinde gideceğim.

Quand pars-tu en vacances ?

Tatile ne zaman gidiyorsun?

Je pars dans l'après-midi.

Öğleden sonra ayrılıyorum.

Je pars en voyage d'affaire.

Bir iş gezisine gidiyorum.

Je pars en Turquie demain.

Yarın Türkiye'ye gidiyorum.

Je pars la semaine prochaine.

Gelecek hafta ayrılıyorum.

- Tu pars quand ?
- Quand pars-tu ?
- Quand vas-tu partir ?
- Quand partirez-vous ?

Ne zaman gideceksin?

- Vas-tu partir demain ?
- Tu pars demain ?
- Est-ce que tu pars demain ?

Yarın gidecek misin?

Je pars par le prochain bus.

Bir sonraki otobüse bineceğim.

Je pars pour Londres demain matin.

Yarın sabah Londra'ya gidiyorum.

- Ne pars pas !
- Ne partez pas !

Gitme.

Tu pars pour combien de temps ?

Ne kadar zaman için gidiyorsun?

Je pars pour le Canada demain.

Yarın Kanada'ya hareket ediyorum.

J'ai sommeil, alors je pars maintenant.

Uykuluyum bu nedenle şimdi ayrılıyorum.

Je ne pars pas avec Tom.

Ben Tom'la gitmiyorum.

Je pars à l'étranger l'été prochain.

Önümüzdeki yaz yurt dışına gidiyorum.

- Pars-tu maintenant ?
- Partez-vous maintenant ?

Şimdi gidiyor musun?

Cet été, je pars en France.

Bu yaz Fransa'ya gidiyorum.

Je pars ce soir pour l'Australie.

Bu gece Avustralya'ya gidiyorum.

L'année prochaine je pars à l'étranger.

Gelecek yıl yurt dışına gideceğim.

- Pars !
- Partez !
- Vas-y !
- Allez-y !

Sadece git!

Pars maintenant et ne reviens jamais.

- Hemen şimdi çık git, bir daha da sakın geleyim deme.
- Hemen git ve bir daha sakın dönme.

- Déguerpissez.
- Barre-toi.
- Partez immédiatement.
- Pars immédiatement.
- Partez sur-le-champ.
- Pars sur-le-champ.

Derhal terk et.

- Veuillez partir sans délai.
- Pars sans délai, je te prie.
- Pars sans délai, je te prie !

Lütfen hemen terk edin.

Pars tôt pour avoir une bonne place.

İyi bir koltuk almak için erken gidin.

Je pars en vacances la semaine prochaine.

Gelecek hafta tatile gidiyorum.

Je ne comprends pas pourquoi tu pars.

Neden gittiğini anlamıyorum.

Je pars pour Bruxelles dans une heure.

Ben bir saat içinde Brüksel'e gidiyorum.

Je pars demain pour les États-Unis.

Yarın Birleşik Devletlere gidiyorum.

- Vas-tu partir demain ?
- Allez-vous partir demain ?
- Tu pars demain ?
- Est-ce que tu pars demain ?

Yarın gidiyor musun?

Je vais la mettre dedans. Ne pars pas.

Onu oraya koyacağım. Kaçma sakın.

De quel aéroport est-ce que je pars ?

Hangi havalanından gideceğim?

Pars devant et dis aux autres qu'on arrive.

Önden gidin ve diğerlerine geldiğimizi söyleyin.

- Tu pars cet été ?
- Vous partez cet été ?

Bu yaz uzaklara gidiyor musun?

Si tu pars maintenant, tu seras là à temps.

Eğer şimdi başlarsan, oraya zamanında varırsın.

- Je pars demain.
- C'est demain que je vais partir.

Yarın gideceğim.

- Je ne pars jamais en vacances sans nettoyer mon appartement.
- Je ne pars jamais en vacances sans avoir nettoyé mon appartement.

Dairemi temizlemeden asla tatile gitmem.

- Veuillez vous en aller.
- Pars, s'il te plaît.
- Pars, je te prie.
- Je te prie de partir.
- Je vous prie de partir.

- Lütfen ayrıl.
- Lütfen burayı terk et.

- Non, ne pars pas encore.
- Non, ne partez pas encore.

Hayır, henüz gitme.

- À quelle heure partez-vous ?
- À quelle heure pars-tu ?

Ne zaman gidiyorsun?

- Ne t'en va pas !
- Ne pars pas !
- Ne quittez pas !

Ayrılmayın!

- Pourquoi partez-vous si tôt ?
- Pourquoi pars-tu si tôt ?

Neden bu kadar çabuk gidiyorsun?

- Quand partez-vous en vacances ?
- Tu pars quand en vacances ?

Ne zaman tatile gidiyorsun?

- Dégage !
- Pars !
- Partez !
- Va !
- Vas-y !
- Allez-y !
- Marche !
- Bouge !

Yürü!

- Quand pars-tu en vacances ?
- Quand partez-vous en vacances ?

Tatile ne zaman çıkıyorsun?

- Pourquoi ne partez-vous pas ?
- Pourquoi ne pars-tu pas ?

Neden gitmiyorsun?

Même si tu pars loin, restons en contact par téléphone.

Uzağa gitsen bile, telefon üzerinden birbirimizle temas kurmaya devam edelim.

- Va te faire foutre !
- Fous le camp !
- Pars !
- Dégage !
- Fous le camp !
- Pars d'ici.
- Va t'en !
- Disparais !
- Déguerpissez.
- Cassez-vous.
- Bouge !
- Décampez !
- Décampe !

Defol.

J'espère que ça ne vous dérange pas si je pars tôt.

Eğer erken ayrılırsam umarım sizin için bir sakıncası yoktur.

- Dégage !
- Pars !
- Allez-vous en !
- Déguerpissez.
- Cassez-vous.
- Bouge !
- Décampez !
- Décampe !

- Defol.
- Yürü git!

Je pars pour Vancouver la semaine prochaine pour voir ma sœur.

Önümüzdeki hafta kız kardeşimi görmek için Vancouver'a gidiyorum.

Pars tout de suite, ou tu seras en retard à l'école.

Derhal git, yoksa okula geç kalacaksın.

- Partez sans délai, je vous prie !
- Pars sans délai, je te prie !

Lütfen hemen git.

- Je ne pars pas sans toi.
- Je ne partirai pas sans toi.

Sensiz gitmiyorum.