Translation of "Tegen" in Turkish

0.007 sec.

Examples of using "Tegen" in a sentence and their turkish translations:

- Tom liegt tegen je.
- Tom liegt tegen u.
- Tom liegt tegen jullie.

Tom size yalan söylüyor.

- Je loog tegen me.
- U loog tegen me.
- Jullie logen tegen me.

Bana yalan söyledin.

- Praat niet tegen mij.
- Praat niet tegen mij!

Benimle konuşma.

...tegen die bendes...

örgütlenmeye başlamıştı.

Hou ze tegen.

Onları durdur.

Het viel tegen.

O, hayal kırıklığına uğratıcıydı.

Niemand stemde tegen.

Hiç kimse ona karşı oy kullanmadı.

- Ik lieg constant tegen hen.
- Ik lieg altijd tegen hen.
- Tegen hen lieg ik altijd.
- Tegen hen lieg ik constant.

Ben onlara her zaman yalan söylerim.

- Spreekt ge tegen mij?
- Heb je het tegen mij?

Benimle konuşuyor musun?

Ik praat niet tegen jou, maar tegen de aap.

Seninle konuşmuyorum. Maymunla konuşuyorum.

- Waarom loog je tegen mij?
- Waarom loog u tegen mij?
- Waarom logen jullie tegen mij?

Neden bana yalan söyledin?

- Je liegt altijd tegen me.
- U liegt altijd tegen me.
- Jullie liegen altijd tegen me.

- Bana her zaman yalan söylüyorsun.
- Bana yalan söyleyip duruyorsun.

- Praat je tegen je hond?
- Praat u tegen uw hond?
- Praten jullie tegen jullie hond?

Köpeğinle konuşur musun?

- Zeg "Dag" tegen uw vrienden.
- Zeg hallo tegen je vrienden.

Arkadaşlarına selam söyle.

- Je liegt tegen me, hè?
- Jullie liegen tegen me, hè?

Bana yalan söylüyorsun, değil mi?

- Ik ben vriendelijk tegen haar.
- Tegen haar ben ik vriendelijk.

Ben onunla samimiyim.

En verrijzen tegen tegenspoed,

ve zorluklara karşı gelmiş.

tegen Willem de Veroveraar.

Hastings Savaşı'nda savaştılar .

We zijn tegen oorlog.

- Biz savaşa karşıyız.
- Savaşa karşıyız.

Hij loog tegen ons.

O bize yalan söyledi.

Ik ben tegen oorlog.

Savaşa karşıyım.

Schreeuw niet tegen me.

Bana bağırma.

Spreekt ge tegen mij?

Benimle konuşuyor musun?

Ze liegen tegen ons.

Onlar bize yalan söylüyor.

Niemand houdt je tegen.

- Seni durduran yok.
- Kimse seni durdurmuyor.

Oostenrijk speelde tegen Australië.

Avusturya, Avustralya'ya karşı oynadı.

Hij vocht tegen rassendiscriminatie.

Irk ayrımcılığına karşı mücadele etti.

Alles liep hem tegen.

Her şey onun için yanlış gitti.

Zij hebben tegen gestemd.

Onlar buna karşı oy kullandı.

Iedereen is tegen mij.

Herkes bana karşı.

Ik praat tegen mezelf.

Kendi kendime konuşuyorum.

Lach eens tegen hem.

Ona bir gülümseme ver.

Lach eens tegen haar.

Ona bir gülümse.

Je loog tegen me.

Bana yalan söyledin.

Ik loog tegen je.

- Sana yalan söyledim.
- Size yalan söyledim.

Zeg hallo tegen Jimmy.

Jimmy'ye selam söyle.

Hou hem niet tegen.

- Onu durdurmayın.
- Ona engel olma.

Zeg nee tegen drugs.

İlaçlara hayır deyiniz.

Hij was tegen monopolies.

- O, tekellere karşıydı.
- Tekellere karşıydı.

Hij loog tegen me.

O, bana yalan söyledi.

Tom is tegen roken.

Tom sigara içmeye karşı.

Tom loog tegen Mary.

Tom, Mary'ye yalan söyledi.

- Tegen dan was het donker.
- Tegen die tijd was het donker.

O zamana kadar karanlıktı.

- De auto crashte tegen de muur.
- De auto reed tegen de muur.
- De auto botste tegen de muur.

Araba duvara çarptı.

- Ik spreek Spaans tegen mijn kat.
- Tegen mijn kat spreek ik Spaans.

Kedimle İspanyolca konuşuyorum.

Ze is niet aardig tegen hem. Eigenlijk is ze aardig tegen niemand.

O, ona karşı kibar değildir. Aslında, o kimseye karşı kibar değildir.

Heeft ze beveiliging tegen diefstal,

soygunculuğa karşı koruma altında

Gevonden. Maar tegen een prijs.

Dişiyi buldu. Ama ne pahasına?

Hij zei tegen zijn troepen:

Askerlerine şöyle dedi:

Ik protesteer tegen mijn veroordeling.

Mahkumiyetimi protesto ediyorum.

Ik ben er helemaal tegen.

Tamamen ona karşıyım.

Het is tegen de regels.

Bu kurallara aykırıdır.

Ik kan er niet tegen.

Ona katlanamıyorum.

Hij is aardig tegen haar.

O, ona karşı naziktir.

Hij was tegen het plan.

- O plana karşı çıktı.
- Plana karşı çıktı.

Moord is tegen de wet.

Cinayet yasalara aykırı.

Hij leunde tegen een muur.

- O, duvara dayandı.
- O, duvara yaslandı.

Ze hebben tegen je gelogen.

Onlar size yalan söylediler.

Ik ben tegen zessen opgestaan.

- Ben yaklaşık altıda kalktım.
- Yaklaşık saat altıda uyandım.

- Stop haar!
- Hou haar tegen!

Onu durdurun!

Zeg niets tegen mijn vriendje.

Erkek arkadaşıma söyleme.

Spreek niet zo tegen mij!

Benimle öyle konuşma!

Ze was aardig tegen iedereen.

O herkese karşı kibardı.

Tom heeft tegen ons gelogen.

Tom bize yalan söyledi.

Tom is aardig tegen me.

Tom bana karşı nazik.

Tom loog tegen de politieagenten.

Tom polislere yalan söyledi.

Lincoln was tegen de slavernij.

Lincoln köleliğe karşı idi.

Ik ben tegen dit project.

- Ben bu projeye karşıyım.
- Bu projeye karşıyım.

Wees beleefd tegen je ouders.

Ebeveynlerinize karşı nazik olun.

Tom loog vaak tegen Mary.

Tom Mary'ye sık sık yalan söyledi.

Tom fluistert iets tegen Mary.

Tom Mary'ye bir şey fısıldıyor.

Praat niet zo tegen hem.

Onunla öyle konuşma.

Ik vocht tegen de slaap.

Uykuya karşı mücadele ettim.

Onwetendheid beschermt niet tegen straf.

Bilgisizlik cezadan korumaz.

Ik ben tegen het huwelijk.

Evliliğe karşıyım.

Ik moest tegen iedereen liegen.

Herkese yalan söylemek zorunda kaldım.

Je verklaringen spreken elkaar tegen.

İfadelerin birbiriyle çelişiyor.

Tom was aardig tegen mij.

Tom bana karşı samimiydi.

Tom loog tegen de anderen.

Tom diğerlerine yalan söyledi.

Vertel het niet tegen Tom.

Tom'a söyleme.

Tom praat vaak tegen zichzelf.

Tom sık sık kendi kendine konuşur.

Laat me tegen Tom spreken.

Tom'la konuşayım.

Wat zeg ik tegen hem?

Ona ne söylerim?

De hond blafte tegen haar.

Köpek ona havladı.

Heeft u er iets tegen?

Herhangi bir itirazın var mı?

We beschermden onszelf tegen gevaar.

Tehlikeye karşı kendimizi koruduk.