Translation of "Mee" in Turkish

0.145 sec.

Examples of using "Mee" in a sentence and their turkish translations:

- Doe je mee?
- Doen jullie mee?

Evde misin?

Kom mee.

Bizimle gel.

Zing mee.

Şarkıya eşlik et.

- Dat viel mee.
- Dat viel wel mee.

O çok kötü değildi.

- Neem uw kinderen mee.
- Breng je kinderen mee.

Çocuklarınızı yanınızda getirin.

Anderen doen mee.

Başkaları da katılır.

Ik werk mee.

Ben işbirliği yapıyorum.

Tom leefde mee.

Tom sempati duydu.

Wij werken mee.

Biz işbirliği yapıyoruz.

Jullie werken mee.

Sen işbirliği yapıyorsun.

Het viel mee.

O kadar kötü değildi.

Breng mango's mee.

Mango getir.

Neem me mee.

Beni de götür.

Ik doe mee.

Beni dahil et.

Beweeg mee, alstublieft.

Devam edin, lütfen.

- Je gaat met mij mee.
- Je komt met mij mee.

Benimle geleceksin.

- Ga je met ons mee?
- Gaat u met ons mee?

Bizimle geliyor musun?

- Komen jullie met me mee?
- Gaan jullie met me mee?

Bana eşlik eder misiniz?

Doe met ons mee.

Bize katılın.

...nemen rijke voedingsstoffen mee...

dipteki zengin besinleri kaldırarak burayı dünyanın

Weer er voorzichtig mee.

Bunlara karşı dikkatli olmalısınız.

Om mee te nemen?

Gitmek için mi?

Ik neem je mee.

Seni arabayla götüreceğim.

Het valt wel mee.

O, o kadar kötü değil.

Stop daar onmiddellijk mee!

Onu derhal durdurun.

Daar spreek je mee.

Buyurun, benim.

Zing met ons mee.

Bizimle şarkı söyle.

Neem het geld mee.

Yanına para al!

Het valt best mee.

Çok da kötü değil.

Neem je computer mee.

- Bilgisayarınızı getirin.
- Bilgisayarını getir.

Dat viel wel mee.

Çok kötü değildi.

Gaat hij ook mee?

O da mı geliyor?

Kom met ons mee.

Bizimle birlikte gel.

Kom met mij mee.

- Benimle birlikte gel.
- Benimle gelin.

Ik kom niet mee.

Ben gelmiyorum.

Breng uw broer mee.

Erkek kardeşini yanında getir.

- Bonnetje erbij?
- Bonnetje mee?

Bir fatura ister misin?

- We hebben er ons mee vermaakt.
- We hadden er plezier mee.

Onunla eğlendik.

- Dat viel wel mee toch?
- Nou, dat viel wel mee toch?

Artık, o, o kadar kötü değil, değil mi?

mee te doen aan wetenschapswedstrijden,

bilim yarışmaları hazırlamaya,

Mijn type telde niet mee,

aradığım tipin tüm özelliklerini yazdım;

Je komt met me mee.

Benimle geliyorsunuz.

Bemoei je er niet mee.

Müdahale etmeyin.

Ga je met ons mee?

Bizimle geliyor musun?

Plastieken dozen gaan langer mee.

Plastik kutular daha uzun dayanırlar.

Ik ga met je mee.

Seninle birlikte gidiyorum.

Kom maar met mij mee.

Benimle gel.

Wil je met me mee?

Benimle gitmek ister misin?

Wat is er mis mee?

Onun nesi var?

We hadden er plezier mee.

Onunla eğlendik.

Ik ben daar gelukkig mee.

Ben onunla mutluyum.

Gaan jullie met me mee?

Bana katılır mısın?

Neem Tom mee naar huis.

Tom'u eve götür.

Het viel eigenlijk wel mee.

O aslında o kadar kötü değildi.

Neem Tom ergens mee naartoe.

Tom'u bir yere götür.

Daar ben ik blij mee.

Ben onunla mutluyum.

Hou daar toch mee op.

Kes şunu!

Hij nam geen paraplu mee.

Yanına bir şemsiye almadı.

Dat viel wel mee toch?

O çok kötü değildi, değil mi?

Jullie komen met mij mee.

Siz benimle geliyorsunuz.

Waar ben je mee bezig?

Neyle meşgulsün?

Waar ben jij mee bezig?

Sen neyle meşgulsün?

Tom is er blij mee.

Tom onunla mutlu.

Waar is ie mee bezig?

O neyle meşgul?

Ze gaat met mij mee.

O benimle gidiyor.

Neem ons ergens mee naartoe.

Bizi bir yere götür.

Neem hen ergens mee naartoe.

Onları bir yere götür.

Neem me ergens mee naartoe.

Beni bir yere götür.

Neem hem ergens mee naartoe.

Onu bir yere götür.

Neem haar ergens mee naartoe.

Onu bir yere götür.

Neem dit mee naar huis.

Bunu seninle eve götür.

Ik ga met u mee.

- Sizinle geleceğim.
- Seninle gelebilirim.

Ik wilde met Tom mee.

Tom ile gitmek istedim.

Ik heb er water mee gefilterd... ...modder mee uitgewrongen om vloeistof te krijgen...

Yani, suyu süzmek için kullandım, sıvı elde etmek için çamur süzdüm,

...ik heb er eten mee gedragen en eten mee in de bomen gehangen.

yiyecek taşıdım, içine yiyecek koyup ağaçlara astım.

- Ik zal u vergezellen.
- Ik ga met u mee.
- Ik ga met je mee.

- Sizinle geleceğim.
- Seninle geliyorum.
- Seninle gideceğim.
- Seninle birlikte gidiyorum.
- Seninle gidiyorum.
- Seninle gidiyor olacağım.

- Waarom komt ge niet met ons mee?
- Waarom kom je niet met ons mee?

Niçin bizimle birlikte gelmiyorsun?

Hij was er helemaal klaar mee.

Bıkmıştı.

Daar ben momenteel ik mee bezig.

Şu anda ben de öyle yapma sürecindeyim.

En teams brachten opblaasbare antennes mee

ve ekipler uydulara bağlanabilen şişirilebilir antenler

Onze ogen hebben er moeite mee.

Bizim gözlerimiz görmekte zorluk çeker.

Dit ding geeft niet mee. Man.

Tanrım, bu yerinden oynamak istemiyor. Tanrım!

Niet iedereen is hier blij mee.

Hepsi bu hamleye sıcak bakmıyor.

Heb je hier een probleem mee?

Bununla bir sorunun var mı?

Je moet er rekening mee houden.

Bunu göz önüne almak zorundasın.

Wie komt er met mij mee?

Kim benimle gelecek?

Kom je niet mee met mij?

Bana katılmayacak mısın?

Nu ben ik er klaar mee!

Bıktım!

Wil je niet met me mee?

Birlikte gelmek istemez misin?

Zij deed mee aan de wedstrijd.

O, yarışmaya katıldı.

Ik ben daar niet mee eens.

Ben ona katılmıyorum.

Ik ben er nog mee bezig.

Hâlâ bunun üzerinde çalışıyorum.

- Ik kom mee.
- Ik zal meekomen.

Birlikte geleceğim.

Ik zie daar niets mis mee.

Onunla ilgili yanlış bir şey olmadığını anlıyorum.

Ik moet hier zelf mee omgaan.

- Bunu bizzat halletmeliyim.
- Bunu kendim halletmek zorundayım.
- Bunu kendim halletmem gerekiyor.

- Ik werk mee.
- Ik ben coöperatief.

İşbirlikçiyim.

We moeten hier nu mee omgaan.

Şimdi bununla uğraşmak zorundayım.