Translation of "Houden" in Turkish

0.007 sec.

Examples of using "Houden" in a sentence and their turkish translations:

- Daar houden ze van.
- Ze houden daarvan.

Onlar onu seviyorlar.

- Ze houden van ons.
- Zij houden van ons.

Onlar bizi severler.

- Wij houden van koffie.
- We houden van koffie.

Biz kahveyi severiz.

- Kan ik dit houden?
- Mag ik dit houden?

Bunu devam ettirebilir miyim.

- We houden van ze.
- We houden van hen.

Biz onları seviyoruz.

- Wij houden van sneeuw.
- We houden van de sneeuw.

Kar severiz.

- Zij houden van het dansen.
- Ze houden van dansen.

Onlar dans etmeyi seviyorlar.

- Ze houden van dat lied.
- Ze houden van dit lied.

Onlar bu şarkıyı seviyorlar.

Gokkers houden van risico's.

Kumarbazlar risk almayı severler.

Konijnen houden van wortels.

Tavşanlar havuç yemeği severler.

Ik wil lenteschoonmaak houden.

Bahar temizliği yapmak istiyorum.

Zij houden van appels.

Onlar elma severler.

We houden van picknicks.

Biz piknikleri seviyoruz.

- Rechts houden.
- Blijf rechts.

- Sağ tarafta kalın.
- Sağdan gidiniz.

Laten we koffiepauze houden.

Kahve molası verelim.

Ze houden van zingen.

Şarkı söylemeyi severler.

Wij houden van bomen.

Ağaçları severiz.

Laten we het houden.

Bunu saklayalım.

Houden zij van wijn?

Onlar şarap sever mi?

Kinderen houden van gummiberen.

Çocuklar yumuşak ve yapışkan ayıları severler.

Ze houden van elkaar.

Onlar birbirlerini seviyorlar.

Eekhoorns houden van noten.

- Sincaplar fındıkları sever.
- Sincaplar fındıklardan hoşlanır.

We houden van bonen.

Biz fasulyeyi seviyoruz.

Houden jullie van Tom?

Siz çocuklar Tom'u seviyor musunuz?

Wij houden van kinderen.

Biz çocukları severiz.

We houden van muziek.

Biz müzikten hoşlanırız.

Mensen houden van vrijheid.

İnsanlar özgürlüğü sever.

We houden van elkaar.

- Biz birbirimizi seviyoruz.
- Birbirimizi seviyoruz.

Houden ze van elkaar?

Onlar birbirlerini seviyorlar mı?

Ze houden van dansen.

Onlar dans etmeyi seviyorlar.

Houden jullie van paarden?

Atları sever misin?

Katten houden van kattenkruid.

Kediler kedinanesini sever.

Nijlpaarden houden van water.

Hipopotamlar suyu severler.

Europeanen houden van wijn.

Avrupalılar şarabı seviyor.

Ze houden van me.

Onlar beni seviyorlar.

Zij houden van jazz.

- Onlar jazz sever.
- Onlar cazdan hoşlanırlar.

Zij houden van zeevruchten.

Onlar deniz ürünlerini seviyorlar.

Zij houden van sneeuw.

Kar severler.

Laten we contact houden.

Birbirimizle temasta kalmaya devam edelim.

Muggen houden van mij.

Sivrisinekler beni severler.

Katten houden van dozen.

Kediler kutuları sever.

Houden zij van sinaasappels?

Onlar portakal sever mi?

Mensen houden van honden.

İnsanlar köpekleri sever.

Zij houden van koffie.

Onlar kahveyi severler.

Zij houden van muziek.

Onlar müziği severler.

Kinderen houden van Halloween.

Çocuklar cadılar bayramını seviyor.

Kinderen houden van ijs.

Çocuklar dondurma sever.

Mieren houden van suiker.

Karıncalar şeker severler.

Kinderen houden van chocolade.

Çocuklar çikolatayı sever.

Kinderen houden van honden.

Çocuklar köpekleri severler.

- Tom zal wel van Boston houden.
- Tom zal van Boston houden.

Tom Boston'u sevecek.

- Je moet je kamer schoon houden.
- U moet uw kamer schoon houden.

Odanı temiz tutmalısın.

Sommige mensen houden van klassieke muziek, terwijl anderen van populaire muziek houden.

Diğerleri popüler müziği severken bazı insanlar klasik müziği sever.

- Je had het geheim moeten houden.
- Jullie hadden het geheim moeten houden.

Onu sır olarak tutmalıydın.

Dus we houden van zinnen. Maar van talen houden we nog meer.

Bu yüzden cümleleri seviyoruz. Fakat dahası biz dilleri seviyoruz.

- We houden niet echt van honden.
- Wij houden niet echt van honden.

Gerçekten köpeklerden hoşlanmıyoruz.

De vrouwen houden van thee.

Kadınlar çayı sever.

Je mag het boek houden.

Kitabı saklayabilirsin.

We moeten onze belofte houden.

Biz sözümüzü tutmalıyız.

Ze houden erg van elkaar.

Onlar içten âşıklar.

Vrouwen houden van kleurrijke paraplu's.

Kadınlar renkli şemsiyeleri severler.

Probeer het stil te houden.

Onu aşağıda tutmaya çalış.

Kinderen houden van tv-kijken.

Çocuklar TV izlemeyi sever.

We houden niet van geweld.

Şiddetten hoşlanmayız.

Zijn ouders houden van me.

Onun ebeveynleri beni sever.

Jullie houden van elkaar, niet?

Siz çocuklar birbirinizi seviyorsunuz, değil mi?

Zij houden van dit spel.

- Bu oyunu seviyorlar.
- Bu oyunu severler.

Katten houden niet van honden.

Kediler köpekleri sevmez.

Ze houden van dat lied.

Onlar o şarkıyı seviyorlar.

Wij houden van voetbal spelen.

Futbol oynamaktan hoşlanırız.

Russische meiden houden van IJslanders.

Rus kızları İzlandalıları sever.

Kinderen houden veel van koeken.

Çocuklar pastayı sever.

Ze houden niet van katten.

Onlar kedilerden hoşlanmazlar.

We houden niet van regen.

Yağmuru sevmiyoruz.

Sommige mensen houden van gevaar.

Bazı insanlar tehlike severler.

Wij houden van onze kinderen.

Biz çocuklarımızı seviyoruz.

Mijn ouders houden van me.

Ailem beni sever.

We houden ervan te vechten.

Biz dövüşmeyi severiz.

We houden van ons land.

Biz ülkemizi severiz.

Wij houden van onze school.

Biz okulumuzu seviyoruz.

Je moet je mond houden.

Çeneni kapatmalısın.

We moeten dat geheim houden.

Biz bu sırrı saklamak zorundayız.

Houden jullie van witte wijn?

Siz beyaz şaraptan hoşlanıyor musunuz?

Laat het ons kort houden.

- Onu özetleyelim.
- Haydi onu özetleyelim.

Ouders houden van hun kinderen.

Ebeveynler çocuklarını severler.