Translation of "Hacerlo" in Turkish

0.026 sec.

Examples of using "Hacerlo" in a sentence and their turkish translations:

- ¡Puedes hacerlo!
- ¡Tú puedes hacerlo!
- Puedes hacerlo.
- Podéis hacerlo.

- Onu yapabilirsin!
- Onu yapabilirsiniz.

- Puedes hacerlo.
- Podéis hacerlo.

Onu yapabilirsiniz.

- ¡Puedes hacerlo!
- ¡Tú puedes hacerlo!

Sen, onu yapabilirsin!

- Yo sé cómo hacerlo.
- Sé como hacerlo.
- Sé hacerlo.

Onun nasıl yapılacağını biliyorum.

- Puedes hacerlo, ¿no?
- Puedes hacerlo, ¿verdad?
- Podéis hacerlo, ¿verdad?

Onu yapabilirsin, değil mi?

- Puedo hacerlo yo mismo.
- Puedo hacerlo solo.
- Puedo hacerlo sola.

Onu kendim yapabilirim.

- Puedo hacerlo solo.
- Puedo hacerlo sola.

- Onu tek başıma yapabilirim.
- Onu yalnız başıma yapabilirim.

- ¿Puedes hacerlo solo?
- ¿Podés hacerlo solo?

- Yalnız yönetebilir misin?
- Tek başına idare edebilir misin?

- Solía hacerlo.
- Yo acostumbraba a hacerlo.

Onu yapardım.

- Pienso que deberías hacerlo.
- Creo que deberíais hacerlo.
- Pienso que debería hacerlo.
- Creo que deberían hacerlo.

- Bence yapmalısın.
- Sanırım bunu yapmalısın.

Podrán hacerlo.

bunu yapabilecekler.

Podemos hacerlo.

Biz bunu yapabiliriz.

Puedo hacerlo.

Onu yapabilirim.

¿Puede hacerlo?

O onu yapabilir mi?

¿Puedes hacerlo?

Onu yapabilir misin?

¿Quieres hacerlo?

- Bunu yapmak istiyor musun?
- Bunu yapmak ister misin?

Quiero hacerlo.

Onu yapmak istiyorum.

Rehúso hacerlo.

Ben onu yapmayı reddediyorum.

Logré hacerlo.

Onu mükemmel bir şekilde yaptım.

Podéis hacerlo.

Onu yapabilirsiniz.

Deberíamos hacerlo.

Bunu yapmalıyız.

Intenta hacerlo.

Onu yapmaya çalış.

¡Puedes hacerlo!

Onu yapabilirsin!

- ¿Puedes hacerlo tú solo?
- ¿Puedes hacerlo solo?

Onu tek başına yapabilir misin?

- ¿Podrás hacerlo a tiempo?
- ¿Alcanzas a hacerlo?

Onu zamanında yapabilir misin?

- ¿Quieres hacerlo ahora?
- ¿Os apetece hacerlo ahora?

Bunu şimdi yapmak ister misin?

- Deberías hacerlo inmediatamente.
- Deberían hacerlo sin demora.

Bunu hemen yapmalısın.

- Tienes que hacerlo de inmediato.
- Tienes que hacerlo inmediatamente.
- Tienes que hacerlo ya.

Onu derhal yapmalısın.

- Tom es capaz de hacerlo.
- Tom puede hacerlo.

Tom onu yapabilir.

- Tienes que hacerlo inmediatamente.
- Tienes que hacerlo ya.

Hemen şimdi yapmalısın.

- No puedo hacerlo solo.
- No puedo hacerlo sola.

- Bunu yalnız yapamam.
- Bunu tek başıma yapamam.

- Ella no quería hacerlo.
- Ella no quiso hacerlo.

O bunu yapmak istemedi.

Si yo puedo hacerlo, también puedes hacerlo tú.

Bunu ben yapabilirsem, sen de yapabilirsin.

- Prefiero hacerlo por mi cuenta.
- Prefiero hacerlo solo.

Onu tek başıma yapmayı tercih ederim.

- ¿Tengo que hacerlo ya?
- ¿Tengo que hacerlo ahora?

Ben şimdi bunu yapmak zorunda mıyım?

- Ningún hombre pudo hacerlo.
- Ningún hombre podría hacerlo.

Hiç kimse onu yapamadı.

- ¿Tengo que hacerlo otra vez?
- ¿Debo hacerlo de nuevo?
- ¿Tengo que hacerlo de nuevo?

Ben onu tekrar yapmak zorunda mıyım?

- ¿Por qué no queréis hacerlo?
- ¿Por qué no quieres hacerlo?
- ¿Por qué no quieren hacerlo?
- ¿Por qué no quiere hacerlo?

Neden bunu yapmak istemiyorsun?

Y podría hacerlo.

Bunu yapabilirdim.

Debemos hacerlo mejor.

Daha iyisini yapmalıyız.

Porque al hacerlo

Çünkü böyle yaparak

Tiene que hacerlo.

Şansını denemek zorunda.

Quiere hacerlo juntos

Beraber yapmak istiyor üstelik

¡No puedo hacerlo!

yapmıyor!

Él podría hacerlo.

O onu yapabilirdi.

Cualquiera puede hacerlo.

Bunu herhangi biri yapabilir.

¿Fue difícil hacerlo?

Yapmak zor oldu mu?

Debería hacerlo ya.

Onu şimdi yapmalıyım.

Creo poder hacerlo.

Sanırım onu yapabiliriz.

Tienes que hacerlo.

Bunu yapmalısın.

No puede hacerlo.

O onu yapamaz.

¿Ella puede hacerlo?

O bunu yapabilir mi?

No puedo hacerlo.

Ben onu yapamam.

No podemos hacerlo.

Onu yapamayız.

Nadie pudo hacerlo.

Hiç kimse onu yapamadı.

Tuve que hacerlo.

Onu yapmak zorunda kaldım.

No pueden hacerlo.

Onu yapamazlar.

¿Cómo podemos hacerlo?

Onu nasıl yapabiliriz?

¡Tenemos que hacerlo!

Öyle yapmalıyız.

¿Sabés cómo hacerlo?

- Bunun nasıl yapılacağını biliyor musun?
- Bunu nasıl yapacağını biliyor musun?

Eso podemos hacerlo.

Biz bunu yapabiliriz.

Anímelo a hacerlo.

Onu bunu yapmaya teşvik et.

Hay que hacerlo.

O yapılmak zorunda.

No sé hacerlo.

Bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum.

Sabemos cómo hacerlo.

Olayı çözdük.

Tengo que hacerlo.

Onu yapmak zorundayım.

¿Sabes cómo hacerlo?

Bunu nasıl yapacağını biliyor musun?

No puedes hacerlo.

Onu yapamazsın.

No quiero hacerlo.

Onu yapmak istemiyorum.

Tom puede hacerlo.

- Tom onu yapabilir.
- Tom bunu yapabilir.

¿Ya podemos hacerlo?

Bu şimdi yapılabilir mi?

Tenemos que hacerlo.

Onu yapmak zorundayız.

Espero poder hacerlo.

Umarım bunu yapabilirim.

Nunca podría hacerlo.

Onu asla yapamadım.

Preferiría no hacerlo.

Onu yapmamayı tercih ederim.

Él puede hacerlo.

O bunu yapabilir.

¿Alcanzas a hacerlo?

Onu zamanında yapabilir misin?

Es imposible hacerlo.

Onu yapmak imkânsız.

Voy a hacerlo.

Onu yapacağım.

Prefiero hacerlo solo.

Onu tek başıma yapmayı tercih ederim.

¿Tenía que hacerlo?

Bunu yapmam gerekiyor muydu?

Me agrada hacerlo.

Bunu yapmayı seviyorum.

Tom decidió hacerlo.

Tom onu yapmaya karar verdi.

Ahora puedo hacerlo.

Bunu artık yapabiliyorum.

¿Preferirías no hacerlo?

Bunu yapmayı tercih etmez misin?

¿Quieres hacerlo hoy?

Bunu bugün yapmak ister misin?

¿Necesito hacerlo ahora?

Onu şimdi mi yapmam gerekiyor?

¿Preferirías hacerlo hoy?

Bunu bugün yapmayı tercih eder misiniz?

Sé cómo hacerlo.

Nasıl yapacağımı biliyorum.