Translation of "Igual" in Turkish

0.121 sec.

Examples of using "Igual" in a sentence and their turkish translations:

Igual de rápido,

Ve yine o anda

No tiene igual.

Onun paralelliği yok.

Entonces todo es igual

yani her şeyleri aynı

Soy igual que tú.

Aynı senin gibiyim.

Pienso igual que usted.

Sizin gibi düşünüyorum.

Pienso igual que tú.

Senin gibi düşünüyorum.

Al igual que una autopista,

Tıpkı bir otoban gibi,

Y al igual que TRAPPIST,

ve tıpkı TRAPPIST gibi

Al principio, todo parecía igual.

Başta her şey aynı gibi görünüyor.

Es un largo trecho igual.

Hâlâ çok uzakta.

Pensar igual que las abejas

tıpkı arılar gibi düşünün

Niños y adultos por igual,

Çocuklar ve yetişkinler,

Al igual que la brújula

aynı pusula gibi bize

Sí, yo igual pienso eso.

Evet. Ben de öyle düşünüyorum.

Tom es igual que yo.

- Tom tıpkı benim gibi.
- Tom tam bana benziyor.

Eres igual que tu padre.

- Aynı baban gibisin.
- Sadece baban gibisin.

Eres igual que tu madre.

Aynı annen gibisin.

Me siento igual que vos.

Sizin hissettiğinizin aynısını hissediyorum.

Su significado básico permanece igual.

Bunun temel anlamı aynı kalır.

A mí me da igual.

Benim için fark etmez.

Es una cantante sin igual.

O, eşsiz bir şarkıcıdır.

Me da igual quién gane.

Kimin kazandığı umurumda değil.

- No te ves igual.
- Usted no se ve igual.
- No luces lo mismo.

Aynı görünmüyorsun.

Al igual que hacían los inversores.

Tıpkı erkek risk sermayedarlarının sorduğu sorular gibi.

Ud. trata a todos por igual".

Sen herkese aynı şekilde davranıyorsun."

- Me da igual.
- No me importa.

Benim için fark etmez.

Soy igual de alto que Tom.

Boyum Tom'unki kadar uzun.

Ellos hicieron peticiones igual de fuertes.

Onlar aynı derecede zor taleplerde bulundular.

Imagínate: es doctor e igual fuma.

Şunu bir tasavvur et: O bir doktor, yine de sigara içiyor.

Es igual de alto que yo.

O, benim kadar uzundur.

Esta mesa es igual a aquella.

Bu tablo onunla aynı.

Me da igual lo que pase.

Sonuçlarını umursamıyorum.

Extienda usted la arena por igual.

Kumu eşit dağıtın.

Él ha respondido igual que antes.

Önceki gibi aynı cevabı verdi.

La ciudad era igual que antes.

Kent tıpkı önceden olduğu gibiydi.

Te ves igual a tu hermano.

Tam erkek kardeşine benziyorsun.

Tu traje es igual al mío.

Takım elbisen benimki ile aynı.

La vida nunca se mantiene igual.

Hayat asla aynı kalmaz.

Hoy hace calor igual que ayer.

Bugün hava dünkü gibi sıcak.

¡Me da igual por qué ocurrió!

Neden olduğu umurumda değil!

Al igual que en el universo visible.

sadece görebildiğimiz evrende.

Lo que importa, igual, es nunca rendirnos.

Ama önemli olan, asla pes etmememiz.

Me pregunto si siempre se mantendrá igual

hep mi aynı kalacak acaba

igual que un bote como un bote

bir gemi gibi kayık gibi aynı

Al igual que los continentes se mueven

aynı kıtalar gibi onlar da hareket ediyor

Me da igual si vienes o no.

Gelip gelmemen benim için önemli değil.

Tom se siente exactamente igual que Mary.

Tom tam olarak Mary gibi aynı şekilde hissediyor.

Mi respuesta es igual a la tuya.

Benim cevabım sizinkiyle uyuşuyor.

Mucha gente se siente igual que Tom.

Bir sürü insan Tom'un hissettiği aynı şekilde hissediyor.

Mary nada igual de rápido que Jack.

Mary Jack kadar hızlı yüzer.

- Yo también lo pienso.
- También pienso igual.

Ben de öyle düşünüyorum.

Su petición era igual a una orden.

Onun ricası bir emre denkti.

Yo quería que ser igual que tú.

Sadece senin gibi olmak istiyorum.

Cinco más tres es igual a ocho.

Beş ile üçün toplamı sekize eşittir.

Tu situación es igual a la mía.

Senin durumun benimkiyle eşit.

Tom viene de Boston, igual que María.

Tom Boston'lu ve Mary'de öyle.

Me da igual lo que él haga.

Onun ne yaptığı beni ırgalamaz.

Da igual si te gusta o no.

Onu beğenip beğenmediğin önemli değil.

Las dos montañas son de igual altura.

İki dağ eşit yüksekliktedir.

Diez menos dos es igual a ocho.

Ondan iki çıkarsa sekiz kalır.

- Me da lo mismo.
- Me da igual.

Rahatsız edilmiyorum.

Un dólar es igual a cien centavos.

Bir dolar yüz sente eşittir.

Ayer compré un bolígrafo igual al tuyo.

Dün seninki gibi bir dolma kalem aldım.

Haz lo que quieras, seguiré amándote igual.

Ne yaparsan yap, seni yine seveceğim.

A veces callar es igual que mentir.

Susmak da bazen yalan söylemekle eşittir.

igual les gusta ver "Bailando con las Estrellas"

belki de "Dancing with the Stars" hoşunuza gidiyordur veya

Estos siguen igual, de uno a otro lado.

Bu ikisi az önceki gibi ileri ve geri gidiyor,

Este collar es igual al que perdí ayer.

Bu, dün kaybettiğim kolyenin aynısı.

Da igual que hables con ella más tiempo.

Artık onlarla konuşmanın faydası yok.

Yo quisiera hablar inglés igual que mi profesor.

Keşke öğretmenimin konuştuğu gibi İngilizce konuşabilsem.

Cuando crezca quiero ser igual que mi papá.

Büyüyünce aynı babam gibi olmak istiyorum.

Él es muy inteligente, igual que su hermano.

O, erkek kardeşi gibi çok zekidir.

- Me siento igual.
- Me siento del mismo modo.

Aynı şeyleri hissediyorum.

Una sonrisa es igual en todas las lenguas.

Gülümseme, her dilde aynıdır.

- Bah, da igual.
- Bah, no importa.
- Bah, déjalo.

- Ah, her neyse.
- Aman, neyse.

Tony habla inglés igual de bien que tú.

Tony İngilizceyi senin kadar iyi konuşur.

Da igual morir que casarse con tal hombre.

Böyle bir adamla evleneceğime, ölürüm daha iyi.

Ella pudo resolver el problema, igual que yo.

O, sorunu çözebildi, ve ben de.

Él es igual de alto que su padre.

- O babası kadar uzundur.
- Boyu babası kadar.
- Babasıyla aynı boyda.
- Babası kadar uzun.

Tom no es igual de perseverante que Bill.

Tom Bill'den daha çalışkan değil.

Me da igual que seas rico o pobre.

Zengin ya da fakir olup olmaman benim için hiç fark etmez.

Igual estás pensando: "¿De verdad me va a ayudar?"

"Bir vizyon tahtası nasıl gerçekten yardım edebilir ki?" diyebilirsiniz.

Este acceso al entretenimiento de difusión no tuvo igual.

Yayın sektörüne olan bu erişimin eşi benzeri görülmemişti.

Al igual que Europa, China es otra gran potencia

Avrupa gibi Çin de apayrı birtakım değerleriyle

Los hombres y las mujeres conducen igual de mal.

Kadınlar ve erkekler aynı derecede kötü araba kullanırlar.

Me da igual lo que hagas con tu dinero.

Paranla ne yaptığın beni ilgilendirmiyor.

Tom miró a Mary, al igual que hizo John.

Tom Mary'ye baktı, John da.

Me da igual si Tom lo aprueba o no.

Tom'un kabul edip etmemesi umurumda değil.

- ¿Tienes un mejor amigo?
- ¿Tienes un amigo sin igual?

Bir en iyi arkadaşın var mı?

Las cosas siguen igual pero la gente ha cambiado.

Şartlar aynı ama insanlar değişti.

Aunque me haya traído flores, igual no lo perdonaré.

Bana çiçekler getirse bile, Onu hâlâ affetmeyeceğim.

Me da igual dónde cenemos, la decisión es tuya.

- Akşam yemeğini nerede yediğimiz benim için dert değil. O tamamen sana kalmış.
- Yemeği nerede yediğimiz umurumda değil. Bu tamamen sana kalmış.

Nosotros, los profesores, somos humanos, igual que vosotros, estudiantes.

Biz öğretmenler siz öğrenciler gibi insanız.

Una guitarra eléctrica no suena igual a una acústica.

Elektro bir gitar akustik bir gitar gibi ses vermez.